Bilgisayar, Muhteşem Futbol Oyununu Nasıl Mahvetti

Bilgisayar, Muhteşem Futbol Oyununu Nasıl Mahvetti?

 

İngilizlerin icad ettikten sonra oynamaya başladığı ve tüm dünyada bir anda popülerleşen futbol, özellikle savaş döneminin bitmesinin ardından kendi yerini dünyada iyice bulmayı başardı. Gün geçtikçe popülerliğine popülerlik katan ve dünyanın dört bir yanından kendine yeni hayranlar edinen futbol; bir anda dünyanın lider spor branşına evrildi ve geçen zaman zarfında global olarak markasını korumayı başardı ve zirvede kaldı. Özellikle son dönemde, yani son 20-30 yılda, kendi ekonomisini de yaratmayı başaran ve gün geçtikçe o ekonominin üzerine koymayı başaran futbol; şimdilerde başlı başına, katiyetle ve net bir şekilde bir iş koluna evrildi.

 

Futbol bir iş koluna evrilince ve daha fazla para işin içine girince, daha büyük zenginler futbol kulüplerini satın alıp yatırım yapmaya başlayınca ve daha fazla tanındıkça, futbol ile birlikte çağın bir diğer yükselen yıldızı bilgisayarlar da işe el attı. Özellikle bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi, işin içine spor bilimi denen bir dalın girmeye başlaması ve futbol antrenörlerinin bundan faydalanıp işlerini yaparken kendilerine tartışmasız bir rehber edinme çabası; bilgisayarların futbola girmesinin önünü daha da açtı. Günümüzde futbolda bilgisayarın ve bilimin yeri son derece artarken, işin içindeki ‘’guruluk’’ yani futbol görüsü kavramı da gün geçtikçe yozlaşmaya, yerini bilimsel verilere bırakmaya başladı.

 

Eskiden ‘’Futbolcuyu gözünden tanır’’ denen scoutların yerine, bilimsel veri setlerine boğulmuş; ısı haritaları, efektif pas yüzdesi, yana pas yüzdesi, koşu mesafesi, aksiyon alanları, şut hızı gibi verilerle işlerini icra etmeye çalışan ‘’mekanik oyuncu gözlemcileri’’  geldi.  Artık kimse, oyuncunun sahadaki total performansına tek başına bakmazken, işin içindeki istatistik kısımları da çok temel bir faktör olmaya başladı.

 

Bilgisayarın futbol içindeki bu etkisi, teknik adamları oyuncuları daha mekanik değerlendirmeye ve daha da pragmatist yaklaşmaya itti. Örneğin önceden kreatif bir orta saha oyuncusu oynatmaya cesareti olan teknik adamlar, oyuncunun verilerinin katkısına ters bir şekilde ne kadar kötü olduğunu görünce fikir değişikliğine gidip daha az kreatif ancak daha güvenlilir oyuncuyu tercih etmeye başladılar. Bu da oyunun kalitesini, seyirliğini ve izlenebilirliğini azalltı. Ancak buna karşın, yine de bazı futbol adamları bilimden yararlanmayı seçti ancak bunu yaparken de futbolun keyfinden ödün vermedi. Buna en yakın örnekler olarak Pep Guardiola ve Marcelo Bielsa’yı verebiliriz. Onların sayesinde, bilimin futbola katkılarının negatifliğini bir nebze de olsa ortadan kaldırabiliyoruz.